|
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 88. yıl dönümü. Atlattığı birçok badireden
sonra, 21. yüzyıla dünya devi olma yolunda giren Türkiye
Cumhuriyeti’nin kuruluşunu, kurucusu, Mustafa Kemal’in düşünceleriyle kutlamak istedim
bugün.
Çanakkale’de yedek subay olarak Mustafa Kemal’le omuz omuza çarpışan ve
daha sonraları
Bursa milletvekili olan Hüseyin Köymen anlatıyor:
Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa’ya gidiyordu. Kalabalık bir halk kütlesi iskelede
etrafını çevirmiş bulunmakta idi. Bir kadının, elinde bir kağıtla Atatürk’e yaklaştığı
görüldü. Zayıf bir kadındı. Ata’nın yolunu keserek titrek bir sesle:
-
Beni tanıdın mı oğul? dedi... Ben sizin Selanik’te komşunuzdum.
Bir oğlum var: Devlet Demir Yolları’na girmek istiyor. Siz onu alsınlar dediniz.
Fakat müdür dinlemedi. Oğlumu yine işe almamış... Ne olur bir kere de siz söyleyiniz.
- Atatürk’ün çelik bakışlı gözleri
samimiyetle parladı. Elleriyle geniş jestler yaparak ve yüksek sesle:
- Oğlunu almadılar mı?
dedi. Ben salık verdiğim halde mi almadılar? Ne kadar iyi olmuş... Çok iyi yapmışlar...
İşte cumhuriyet böyle anlaşılacak...
Kadın kalabalığın içinde kaybolmuştu. Ve Atatürk
adeta kendinden geçercesine dolu bir sesle:
- İşte cumhuriyetten beklediğimiz
sonuç... diyordu.
Düşünebiliyor musunuz, bahsedilen dönem 1920’ler. Cumhuriyet çok yeni bir kavram.
Ama büyük önder, cumhuriyet gibi bir rejimin, torpille, adam kayırmayla yıkılacağını
o dönemde bile ne güzel vurguluyor. Ama aradan geçen 88 yıla rağmen, insanlar hala
bu yolu kullanmaya devam ediyor ne yazık...
HAVADİS GAZETESİ
29 Ekim
2011 |