Yayın: 09.08.2010 – 12:30

TOPLUMSAL VAROLUŞUMUZA YÖNELİK SALDIRILARA KARŞI ORTAYA KONAN VAROLUŞ DİRENİŞLERİNİ DOĞRU ALGILAMALI VE DEĞERİNİ BİLMELİYİZ.

                                 

Toplumsal varoluşumuzun birçok açılardan sürekli tehdit altında oluşu, Kıbrıslı Türklerin nesiller boyu hep yaşamlarının bir parçası olmuştur.

Bugün belki başka açılardan gelen tehditlerle, farklı konulardaki tehlikeler ön plana çıkmış olsa da, bu durum, geçmişte varoluşumuza yönelik saldırılara yönelik direnişlerin önemini ortadan kaldırmamaktadır. Hele bugünkü bazı gelişmelere ve bunlara taraf olanların geçmişe yönelik hamaset söylemlerine tepki ile geçmişteki varoluş tehditlerine karşı ortaya konan ve başarılan direnişleri küçümseme, hatta inkara varacak protest tavırların, bugünün farklı varoluş direnişlerinin gücünü de ortadan kaldırdığını görebilmek gerekmektedir.

Gerçek şudur ki, bugün ortaya konmaya çalışılan varoluş direnişleri, geçmişte başarılmış olan direnişlerin üzerinde yükselebilecek ve başarıya ulaşabilecektir.

Meclis Başkanı Hasan Bozer’in gün dolayısıyla yayınlamış olduğu aşağıdaki mesajının bu amaca yönelik değerlendirme yapmada önemli vurgulamaları ve bilgilendirmeleriyle ciddi katkısı olabileceğini düşünüyorum.

                                                                                    Çetin UĞURAL.

 

 


                       8 Ağustos Erenköy Mesajı                        
Hasan Bozer

KKTC Meclis Başkanı

                                 

Erenköy direnişi Kıbrıs Türk Halkının mücadele tarihinde, yurtseverlik, özgürlük tutkusu, inanç ve kararlılığın onurlu göstergesidir.

Erenköy direnişi diğer bir ifade ile Erenköy Destanı Kıbrıs Türkü’nün vermiş olduğu varoluş mücadelesinde en önemli yaşamsal kilometre taşlarından  birisidir.

Kıbrıs Türkü’nün var oluş mücadelesinin en anlamlı dönüm noktalarından biri olan şanlı Erenköy direnişinin kırk altıncı yıldönümünü bağımsızlık ve egemenliğin perçinlendiği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti çatısı altında şerefle idrak etmekteyiz.

Rum–Yunan ikilisi  Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlayabilmek maksadı ile 1878 sonrasında bulduğu her imkanda bunu açıkça ortaya koymaktan geri durmamıştır. Bu amaçla E.O.K.A. tedhiş örgütü 1 Nisan 1955’te kurulmuş, önce İngilizler ardından da Kıbrıs Türkleri adadan atılarak yok edilmek istenmiştir.

Kıbrıs Türkleri bu sıkıntılı günlerinde Rum – Yunan ikilisinin insanlık dışı saldırıları karşısında en temel hak olan varlığını koruyabilmek için süreç içerisinde Volkan, Kara Çete, 9 Eylül Cephesi ve nihayetinde de 1 Ağustos 1958’de Türk Mukavemet Teşkilatı’nı kurmuş ve Eoka ile mücadeleye  girmiştir.

İngiltere’nin adadan ayrılması söz konusu olduğunda ; 1959 – 1960  Zürih, Londra, Garanti ve İttifak Antlaşmaları neticesinde Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuştur. Rum-Yunan ikilisi 1960 Ortak Kıbrıs Cumhuriyeti’ni adayı Yunanistan’a bağlayabilmek için bir araç olarak görmüş ve bu şekilde hareket etmiştir.

Rumlar nihai hedeflerine ulaşabilmeleri maksadı ile Ortak Kıbrıs Cumhuriyet’inden Türkleri atmak için planlar yapmış ve 21 Aralık 1963’de Türklere karşı silahlı mücadeleye geçmiştir. Rumların gayeleri Türkleri yok etmek, yaşam hakkı tanımamaktı. Zaman zaman yıldırarak göçe zorlamak, toplu katliamlarla adadaki varlıklarına son vermekti. Kıbrıs Türkleri bu insanlık dışı saldırılar neticesinde yok edilmek istenmiş, yapılan saldırılar neticesinde adanın % 3’lük kısmına sıkıştırılmıştı.

Bu çerçevede 1964 yılı başlarında adada Kıbrıs Türkleri’ne karşı saldırılar artmış, dünya bu durum karşısında seyirci kalınca Anadolu’da yüksek tahsil  gören vatansever 500 civarında  öğrenci ve İngiltere’den gelebilmeyi başarabilen bir kısım  Kıbrıs Türkü tahsillerine ara vererek Erenköy’e, vatanlarını savunmaya ve diğer bölgelerde yaşayan insanlarımıza moral ve lojistik destek vermek üzere gruplar halinde Erenköy’e çıkmaya başlamıştır.

Bunun halk üzerinde büyük moral oluşturduğu ve Kıbrıs Türkü’nün direniş gücünü artırdığını gören Rumlar, Yunan ordusu ile işbirliği yaparak karadan, havadan, denizden Erenköy ve bölgesini bombalamaya, mücahitlerimizi, 500 civarındaki öğrenciyi ve halkı denize dökmek üzere büyük bir taarruza geçmiştir.

Bunun üzerine Anavatan Türkiye, Hava Kuvvetleri ile karşılık vermiş ve böylece katliam önlenerek Rum-Yunan ikilisi püskürtülmüştür.

Bu tarihi olayda tüm geleceğini ortaya koyup üniversite öğrenimini yarıda bırakan 500 civarı öğrenci ve İngiltere’den gönüllü olarak katılan bir kısım Kıbrıs Türkü, TMT emrindeki mücahitlere  katılarak Erenköy ve civar köylerde ( Selçuklu, Alevkaya, Bozdağ , Mansura ) yaşamakta olan halkla bütünleşerek Erenköy Destanını yaratmışlardır.

Geçmişini bilmeyenler, geleceğini kuramaz bu çerçevede yeni nesillere milli mücadeleyi iyi öğrenmeleri adına Erenköy’ü anlatacağız ve en görkemli şekilde kutlayacağız.

Çok ağır bedeller ödeyerek verilen mücadele ve özgür yaşama adına yapılan fedakârlıklar bizi bugün devlet mertebesine taşımıştır. Ne mutlu bizlere.

Kıbrıs Türk Halkı sevgiden, barıştan yana bu anlamda çok derin hoşgörüye sahip bir halktır. Bu anlamda günümüzde Kıbrıs konusunun barışçı bir biçimde sonuçlanmasını arzu ediyor ve gayret gösteriyor.

Bir daha o eski günleri yaşamamak adına varılacak anlaşmada yaşamsal haklarımızı savunacağız ve buradan geri adım atmayacağız.

Kıbrıs Türk Halkının iradesine, Anavatan Türkiye ve onun Milli Kıbrıs davasına bakışı en büyük güvencemizdir.

İki devlet temelinde, iki egemen halkın oluşturacağı iki bölgeli ve Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinin devamını temel alan bir anlaşma vazgeçilmez ilkemizdir.

8 Ağustos 1964’te ilk defa uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan yasal hakkını kullanarak insanımızı toplu katliamdan kurtaran Anavatanımız Türkiye’ye ve Türk  Silahlı Kuvvetleri’ne teşekkürlerimizi yineliyor, güven ve bağlılığımızı teyit ediyoruz. Bu vesileyle Erenköy bölgesinde bu topraklar için canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi saygıyla anıyoruz.